kızımı anaokulundaki ilk günüde krize girmiş bi rşekilde ağlarken gördüğümde sakin ve hiç birşey yokmuş gibi görünmeye çalışıp,duygusal davranmayarak kucağıma alıp bir süre sakinleştirip sonra elinden tutarak dışarı çıkmak yerine o an içimden geçtiği gibikoşa koşa gidip onu kucaklamak,"tamam hepsi geçti,ben burdayım,seni çok özledim,sana ne yaptılar" diya sıkı sıkı sarılarak belkide ağlayarak orayı terk etmek isterdim.
hatta birlikte yürürken onun artık taşıyamayacağım kadar ağır olduğunu ve yürümesi gerektiğini söylemek yerine onu her istediğinde kucaklamak ve taşıyabilmek isterdim.
yemeklerden önce çok canı istediği için ,iştehını kapatıp kapatmayacağını düşünmeden,midesine girecek şeylerin vitamin-besin değeri hesabını yapmadan,o çikolatayı ona verebilmek isterdim.
geç saatlere kadar uyumak istemediği zaman ,sabah kaçta kalkacağını ,bunun ilerdeki yaşamını nasıl etkileyeceğini ve gece boyunca kaç saat uyumuş olacağını düşünmeden onunla tepinmek,dans etmek,zıplamak ve hertürlü uyku açıcı aktiviteyi umursamadan yapabilmek isterdim.
istediği herşeyi ilerde ne kadar doyumsuz ve mutsuz olabileceğini düşünmeden istediği an verebilmeyi isterdim.
ağladığında,sonunda her istediğini ağlayarak elde eden biriolacağını düşünmeden istediği şeyleri yapmak isterdim.
keçap,mayonez,patates kızartması yediğinde,coca cola içtiğinde bunun sonucunu düşünmeyip parasını verip geçebilmek isterdim.
gerçek hayatın evimizden ne kadar farklı,acımasız ,adaletsiz ,kaypak,materyalist olduğunu hergün düşünmemek,onu mümkün olduğunca az hayal kırıklığına uğrayacağı şekilde yetiştirmek zorunda hissetmemek isterdim.
bir genç kız olarak evden gitmek istiyceği gine hazırlık yapmamak,kendi ayakları üzerinde sağlam bir şekilde durup duramayacağını umursamamak isterdim.
mantığımın olmamasını isterdim.
3 yaşında bir çocukla olmanın sadece tadını çıkartabilmek isterdim.